Dahiliye polikliniklerine en sık getirilen şikayetler şu başlıklarda toplanır: uzun süren yorgunluk, mide ve bağırsak şikayetleri, çarpıntı, nefes darlığı, kilo değişimi, eklem ve kas ağrıları, sık idrara çıkma, tekrarlayan enfeksiyonlar ve tetkik sonuçlarında saptanan sapmalar. Bunlara herhangi bir şikayeti olmadan yalnızca kontrol amacıyla yapılan başvurular eklenir.
Bu geniş yelpaze, iç hastalıklarının yapısından kaynaklanır. Şikayet henüz hangi organdan kaynaklandığı belirsizse, doğru başlangıç noktası genellikle dahiliyedir. Değerlendirme sonucunda sorunun kaynağı belirlenir ve gerektiğinde ilgili yan dala ya da başka bir bölüme yönlendirme yapılır.
Yorgunluk ve Halsizlik
Uzun süren yorgunluk, başvuruların önemli bir bölümünü oluşturur. Bu şikayet tek bir hastalığı işaret etmez. Kansızlık, tiroid bozuklukları, kan şekeri düzensizlikleri, böbrek ve karaciğer sorunları, vitamin eksiklikleri, uyku bozuklukları ve ruhsal etkenler bu tabloya yol açabilir.
Değerlendirmede yorgunluğun süresi, gün içindeki seyri ve eşlik eden bulgular sorgulanır. Dinlenmekle geçen bir yorgunluk ile sabah kalkarken bile var olan tablo farklı yönlere işaret eder. Kilo değişimi, saç dökülmesi, cilt kuruluğu, üşüme ve uyku düzeni ayrıca sorgulanır. Kullanılan ilaçlar da gözden geçirilir. Ankara Dahiliye başvurularında bu şikayet ilk basamak tetkiklerle sistemli biçimde araştırılır.
Mide ve Bağırsak Şikayetleri
Mide yanması, ekşime, şişkinlik, bulantı, kabızlık ve ishal sık karşılaşılan başvuru nedenleridir. Göğüs kemiğinin arkasında yükselen yanma hissi ve ağza acı su gelmesi reflü hastalığını düşündürür. Yemek sonrası artan üst karın ağrısı mide kaynaklı sorunlara işaret edebilir.
Bağırsak alışkanlığındaki değişiklikler değerlendirmenin ayrı bir başlığıdır. Uzun süredir devam eden ve dalgalanan şikayetler çoğu zaman işlevsel kökenlidir. Ancak yeni başlayan ve giderek ilerleyen bir değişiklik, özellikle belirli bir yaşın üzerinde, daha ayrıntılı incelenir. Kansızlık, kilo kaybı, kanlı dışkılama, yutma güçlüğü ve gece uykudan uyandıran ağrı ileri değerlendirme gerektiren bulgulardır.
Çarpıntı ve Göğüste Sıkışma
Kalp atışının farkına varılması, kaygı yaratan sık bir şikayettir. Her çarpıntı kalp hastalığına bağlı değildir. Kansızlık, tiroidin fazla çalışması, kan şekeri düşüklüğü, aşırı kafein tüketimi, bazı ilaçlar ve kaygı bozukluğu çarpıntıya yol açabilir.
Değerlendirmede elektrokardiyografi ilk basamaktır. Şikayet aralıklı olduğunda ritim holteri ile günlük kayıt alınabilir. Kan sayımı, TSH ve elektrolit ölçümleri eşlik eden nedenleri araştırır. Göğüste sıkışma hissi, özellikle eforla ortaya çıkıyor ve dinlenmekle geçiyorsa, öncelikli olarak değerlendirilmesi gereken bir bulgudur.
Nefes Darlığı
Nefes darlığı hem akciğer hem kalp hem de kan hastalıklarıyla ilişkili olabilir. Ayırt edici sorular şunlardır: darlık eforla mı ortaya çıkıyor, dinlenirken de var mı, yatarken artıyor mu, ne kadar sürede geliştiği bilinebiliyor mu.
Yatarken artan ve oturunca rahatlayan nefes darlığı kalp kaynaklı nedenleri düşündürür. Hırıltı ve öksürükle birlikte olan darlık akciğer yollarını ilgilendirir. Kansızlıkta ise efor kapasitesinde giderek azalma görülür. Değerlendirmede kan sayımı, akciğer grafisi ve elektrokardiyografi ilk basamakta yer alır; gerektiğinde solunum fonksiyon testi ve ileri incelemeler planlanır.
Kilo Değişimi
Diyet yapmadan gelişen kilo kaybı dikkatle ele alınır. Tiroidin fazla çalışması, kontrolsüz şeker hastalığı, sindirim sistemi hastalıkları, kronik enfeksiyonlar ve emilim bozuklukları araştırılan nedenler arasındadır. İştahın durumu ayırt edicidir.
Kilo alımı da başvuru nedeni olabilir. Bu durumda tiroid işlevi, insülin direnci, kullanılan ilaçlar ve hormonal nedenler değerlendirilir. Ancak kilo artışının büyük çoğunluğunun hormonal bir hastalıktan değil, enerji dengesindeki değişimden kaynaklandığı bilinmektedir. Bu ayrımın yapılması, gereksiz tetkik ve yanlış beklentinin önüne geçer.
Eklem ve Kas Ağrıları
Yaygın kas ve eklem ağrıları sık başvuru nedenlerindendir. D vitamini eksikliği, tiroid bozuklukları, romatolojik hastalıklar ve bazı ilaçlar bu tabloya katkı sağlayabilir. Ağrının hangi eklemlerde olduğu, simetrik olup olmadığı ve sabah tutukluğunun süresi ayırıcı tanıda yol gösterir.
Sabahları uzun süren tutukluk, eklemlerde şişlik ve kızarıklık romatolojik bir sürecin işareti olabilir. Hareketle artan ve dinlenmekle azalan ağrılar ise mekanik nedenleri düşündürür. Kolesterol düşürücü ilaç kullananlarda ortaya çıkan yaygın kas ağrısı, ilaç ilişkisi açısından değerlendirilir. Ankara Dahiliye Doktorları tarafından yapılan ilk değerlendirme sonrasında gerekli görülürse romatoloji ile ortak izlem planlanır.
Sık İdrara Çıkma ve İdrar Şikayetleri
Sık idrara çıkma, iç hastalıklarını ilgilendiren birkaç durumu düşündürebilir. Kontrolsüz şeker hastalığında idrar miktarı artar ve buna aşırı susama eşlik eder. İdrar yolu enfeksiyonlarında ise yanma ve sıkışma hissi ön plandadır.
Gece idrara kalkmanın artması kalp yetmezliği, böbrek sorunları ve erkeklerde prostat büyümesiyle ilişkili olabilir. Bazı tansiyon ilaçları da idrar miktarını artırır. Değerlendirmede tam idrar tahlili, kan şekeri, böbrek işlev testleri ve gerektiğinde idrar kültürü istenir.
Tekrarlayan Enfeksiyonlar
Sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, üst solunum yolu enfeksiyonları ya da cilt enfeksiyonları değerlendirme gerektirir. Bu tablonun altında yatan nedenler arasında kontrolsüz şeker hastalığı, bağışıklık sistemini etkileyen durumlar ve yapısal sorunlar sayılabilir.
Değerlendirmede öncelikle enfeksiyonların gerçekten tekrarlayıp tekrarlamadığı, hangi bölgeleri etkilediği ve nasıl tedavi edildiği sorgulanır. Kan şekeri ölçümü, kan sayımı ve gerektiğinde bağışıklık değerlendirmesi planlanır. Bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanan kişilerde bu şikayetler ayrı bir dikkatle ele alınır.
Tetkik Sonucuyla Başvuru
Başka bir nedenle yapılan tetkikte saptanan sapmalar sık başvuru nedenidir. Hafif yüksek karaciğer enzimleri, sınırda kan şekeri, düşük hemoglobin, yüksek ürik asit ya da ultrasonda görülen karaciğer yağlanması bu grupta yer alır.
Bu tür bulguların değerlendirilmesinde tek bir sonuca dayanılmaz. Ölçümün doğrulanması, önceki sonuçlarla karşılaştırılması ve kişinin klinik durumuyla birlikte yorumlanması gerekir. Referans aralığının hemen dışında kalan bir değer her zaman hastalık göstermez; aynı şekilde aralık içinde olan bir sonuç da her durumda sorunsuz olduğu anlamına gelmez.
Şikayeti Olmadan Yapılan Başvurular
Dahiliye başvurularının bir bölümü herhangi bir şikayete dayanmaz. Düzenli kontrol amacıyla, ailede yeni tanı konan bir hastalık nedeniyle ya da ameliyat öncesi değerlendirme için başvurulabilir.
Bu tür başvurularda amaç, risk etkenlerinin belirlenmesi ve gerekli tarama testlerinin planlanmasıdır. Aile öyküsü ayrıntılı biçimde sorgulanır, yaşam düzeni gözden geçirilir ve yaşa uygun tarama programı belirlenir. Dahiliye Ankara polikliniklerinde bu değerlendirmeler koruyucu hekimlik yaklaşımıyla yürütülür.
Gecikilmemesi Gereken Bulgular
Bazı şikayetler planlı randevu beklenmeden değerlendirilmelidir. Göğüs ağrısının kola, çeneye ya da sırta yayılması, terleme ve nefes darlığıyla birlikte olması acil değerlendirme gerektirir. Ani başlayan ve şiddetli baş ağrısı, konuşma bozukluğu, yüzde kayma ve tek taraflı güçsüzlük de bu gruptadır.
Kan kusma, siyah renkli dışkılama, bol miktarda kanlı dışkılama, bilinç bulanıklığı, tekrarlayan bayılma ve giderek artan nefes darlığı gecikmeden başvurulması gereken bulgulardır. Ateşin uzun süre devam etmesi ve gece terlemesiyle birlikte olması da ayrıntılı inceleme gerektirir.
Başvuru Öncesi Hazırlık
Muayeneden verim alınması için birkaç hazırlık yararlıdır. Şikayetin ne zaman başladığı, nasıl seyrettiği ve neyle ilişkili olduğu önceden düşünülürse anlatım netleşir. Kullanılan tüm ilaçların, bitkisel ürünlerin ve vitamin takviyelerinin listesi getirilmelidir.
Önceki tetkik sonuçları, görüntüleme raporları ve geçirilmiş ameliyatlara ilişkin belgeler karşılaştırma imkânı sağlar. Evde tutulan tansiyon ya da kan şekeri kayıtları varsa bunlar da değerlendirmeye katkı sunar. Aile öyküsünün önceden hatırlanması, özellikle erken yaşta kalp hastalığı ve kanser öyküsü açısından önemlidir. Ankara Dahiliye Doktoru muayenesinde bu bilgiler değerlendirmenin kapsamını belirler.
Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerine geçmez. Şikayetlerinizin değerlendirilmesi için bir dahiliye uzmanına başvurmanız önerilir.